Hayırlı günleriniz olsun! Nasılsınız? Sağlığınız için dua ediyoruz sürekli.
Davut, "Ben kim oluyorum, İsrail'de ailem ve babamın oymağı ne ki, krala damat olayım?" diye karşılık verdi. (1.Samuel 18:18)
Hadi bakalım, devam edelim..
Gelelim sizinle bugün paylaşacaklarıma:

En iyi arama motoru bence Google :) Hadi bir şeyler arayalım, tıkla ve git.
"Bir şey arayacaksan bana sorma, artık Gemini var!" —Google
Bu ayet yorumu yapılan yeni revize sonrası doğru çalışıyor mu diye yapılmış denemedir.[fn1] Yazılan, eklenilen, çizilenleri dikkate almayın!
Tanrı'nın yaratıcı sözü ilk kez burada ses verir. "Işık olsun" buyruğu (İbranicede יְהִי אוֹר, yehi or), Tanrı'nın yaratmasının araçsız ve mutlak olduğunu ortaya koyar. Hiçbir madde, hiçbir yardımcı güç gerekmez.
Yeni Ahit, bu ışığı Mesih ile ilişkilendirir: "O, başlangıçta Tanrı'yla birlikteydi... Onda yaşam vardı ve yaşam insanların ışığıydı." (Yuhanna 1:2-4)
Agustinus bu paralellik üzerine şunları söyler: "Bereshit'te ışığın yaratılması, Yuhanna'nın prologunda tam anlamını bulur. Sözün aydınlatıcı gücü, hem fiziksel hem ruhsal gerçekliği kapsar."
Günaydın..
Burası ayet 7
Burası ayet 8
Bu ayet yaratılış anlatısının doruk noktasıdır. "Kendi suretimizde, kendi benzerliğimizde insan yapalım" ifadesindeki çoğul form dikkat çekicidir.
İbranicede צֶלֶם, tselem (suret) ve דְּמוּת, demut (benzerlik) sözcükleri birlikte kullanılmıştır. İkisi de insanın Tanrı'yı temsil etme kapasitesine işaret eder; biri dış görünümü, diğeri iç niteliği vurgular.
Karl Barth'a göre: "Çoğul 'biz' formu, Tanrı'nın içsel ilişkiselliğine — Baba, Oğul ve Ruh'un topluluğuna — işaret eder. İnsan ise bu ilişkiselliğin yansımasıdır; yalnız var olmak için değil, ilişki içinde var olmak için yaratılmıştır."
"Mesih, görünmez Tanrı'nın sureti, bütün yaratılışın ilk doğanıdır." (Koloseliler 1:15)
Antik Yakın Doğu'da "suret" (tselem) kavramı, bir kral heykeli için kullanılırdı: kral olmayan yerlerde bile onun egemenliğini temsil ederdi. Yaratılış metni bu kavramı demokratikleştirir: her insan, her yerde Tanrı'yı temsil etmek üzere yaratılmıştır.
Bu tek ayet üç kez "yarattı" (בָּרָא, bara) fiilini kullanır — bu tekrar kasıtlıdır. İnsanın yaratılması, diğer yaratılış eylemlerinden farklı bir ağırlık taşır.
"Erkek ve dişi olarak yarattı" ifadesi, cinsiyetin ilahi bir düzen içinde olduğunu ortaya koyar. "Artık Yahudi ya da Grek, köle ya da özgür, erkek ya da dişi ayrımı yok; hepiniz Mesih İsa'da birsiniz." (Galatyalılar 3:28) — bu ayet cinsiyet eşitliğini değil, kurtuluştaki birliği ifade eder.
Phyllis Trible'ın yorumuna göre: "'Adam' kelimesi burada erkek için değil, insanlık için kullanılmıştır. Erkek ve dişi birlikte 'insan'ı oluşturur; suret'in taşıyıcısı ikisi birden, yalnız biri değildir."
Tanrı'nın yaratma eylemini tamamladığında her şeyi gözden geçirip her bir ayrıntıyı "çok iyi" olarak nitelendirdiği ve eserinden tam bir memnuniyet duyduğu andır.
Yaratılışın sonunda Tanrı her şeye bakar ve "çok iyi" (İbranicede טוֹב מְאֹד, tov meod) der. Önceki günlerde "iyi" (tov) olan her şey, bütün olarak değerlendirilince "çok iyi" olur.
Bu değerlendirme üç şeyi söyler:
"Yaratılış, Tanrı'nın sevgisinin ilk ifadesidir. İyi olduğu için değil, sevdiği için yarattı; ama sevgisinin ürünü de iyidir." — Thomas Aquinas
Gnostik gelenekler maddeyi kötü ve ruhun hapsedildiği bir yer olarak görür. Yaratılış 1:31, bu görüşü köklü biçimde reddeder: yaratılmış dünya, ilahi onayı taşır.
Bu ayet, evrenin ebedi olmadığını, her şeyin mutlak egemenlik sahibi olan tek bir Tanrı tarafından yoktan var edildiğini ve her şeyin başlangıcının O’nun iradesine dayandığını ilan eder.
Bu ayet, tüm varoluşun temel hakikatini ilan eder: Tanrı'nın yaratıcı egemenliği ezeli ve ebedidir. "Başlangıçta" ifadesi (İbranicede בְּרֵאשִׁית, bereshit), yalnızca zamanın başlangıcına değil, öncelik ve üstünlüğe de işaret eder.
"Tanrı'nın yarattığı her şey iyidir." (1.Timoteos 4:4)
John Calvin bu ayet hakkında şöyle yazar: "Yaratılış kitabının bu ilk cümlesi, filozofların evrene dair tüm spekülasyonlarını bertaraf eder; evren ezeli değil, Tanrı'nın özgür iradesiyle var edilmiştir."
Eski Doğu mitolojilerinde evren, tanrıların çatışmasından doğar. Yaratılış anlatısı ise bu geleneğin tam karşısında durur: tek bir Tanrı, söz aracılığıyla ve çatışmasız biçimde yaratır.